23
07
2008
bager Tarafından Girişim, Proje, Startup Kategorisine Yazıldı
Bugün, etohum‘un keyifli toplantısına katılma şansım oldu. Etohum, girişimcilerle yatırımcıları bir araya getiriyor. Girişim projesinin nasıl yapılması gerektiğine dair ciddi tartışmalar dönecek bir platform olmayı hedefliyorlar. Bugün yaşadıklarımız buna iyi bir örnek oluşturdu diye düşünüyorum. Hangi fikirlerin tutacağından ziyade, kullanıcı deneyimi, finansal ve hukuki sorunlar, anlaşılabilirlik, güvenlik gibi sorunlar tartışıldı. İyi bir tohum atılmış ve tez zamanda fidan verecek gibi gözüküyor.
Gelelim takasmerkezi’ne, oldukça basit ve internette pek irdelenmemiş bir ticaret sistemi öneriliyor . Yan
fonksiyonlarını bir kenara bırakırsak ana mantık, evde kullanmadığınız yıllardır bir köşede duran eşyalarınızın aslında satılabilir (takas edilebilir) olması, ve bunun bu sistem tarafından sağlanması. Sizin için artık bir fonksiyonu olmayan kitap, takı, kıyafet vs. burada listelenebiliyor. Aynı şekilde başkalarının ürünleriyle değiştirilebiliyor. Sistem tasarlanırken birebir takasın uygun olmayacağı düşünüldüğü için siz bir şeyler sattıkça sanal bir alım gücünüz oluşuyor. Bu alım gücünü istediğiniz an listelenen ürünlere çevirme şansınız oluyor. Tabii bunun kullanıcılar tarafından anlaşılması için biraz zaman geçecek.
En ilgimi çeken tarafı ekonomik sistemi, malum takas tam bize uygun bir sistem, doğaya yararlı bir alışveriş sistemi :) Biraz kafa yoralım bakalım neler çıkacak.
Bu tarz sistemlerde havuzun oluşması ve genişlemesi ciddi süreçler isteyebilir. Kullanıcıların bu havuzu genişletmeleri, sistemin aktif hale gelmesi için ölümcül bir nokta. Bunu ivmelendirmek için 2-3 olasılık var.
1. Başlangıçta siteye gelen kullanıcılara destek çıkmak (ki bu uygulanıyor şu anda); bu yöntem abartılırsa enflasyon oluşacaktır, bu başta beklenen bir durum aslında ama sınırları ve miktarları doğru belirlemek gerekebilir. Bunun ayrı bir tehlikesi de, kullanıcıların gerçek şahıslar yerine onların klonları olması durumu ve bunun sonucunda enflasyonun gerçek bir soruna dönüşmesi. Belki bu promosyonlar güvenlik kriterini geçen kullanıcılara sağlanabilir.
2. Diğer bir yöntem herkesin listelediği ilk ürünlerden bir kaçının sistem tarafından alınması, bu da enflasyon yaratma olasılığı olan bir şey olsa da, ileride bu malların geri satılması ile bu açık kapatılabilir. Buradaki sorun kargo maliyetleri olabilir, kargonun satıcıya ait olduğu ürünlerde uygulanabilir.
3. Tahmini fiyatı ölçülebilen malların sadece fark bedelleri üzerinden takas edilmesi. Bunun ciddi uygulama sorunları olabilir; tahmini fiyatı bulmak oldukça zor, ayrıca havuzun büyümesine katkısı düşük.
Neyse bekleyip göreceğiz, Önder Eren ve ekibine başarılar diliyorum.
Yorum yok »
20
07
2008
bager Tarafından Duyuru, Eğitim, Kişisel Kategorisine Yazıldı
Bu haberi bu kanaldan duyurmak ne kadar doğru bilemiyorum aslında ama “böyle haberleri blog’umuza yazmayacaksak buna blog denmez zaten” diye de düşünüyorum.
Fazla ağlamaklı bir durum yaratmak istemiyorum, zaten herkes üç aşağı beş yukarı okulumu ne kadar sevdiğimi biliyor. Bana çok güzel 3 yıl geçirten öğrencilerim, dostlarım, ve iş arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum. Bu ‘teşekkür’ öylesine bir söz değil. Herhalde hayatımın en keyifli 2-3 yılını yaşadım Yıldız’da. Bütün konsantrasyonum daha iyi bir eğitim ortamı yaratmak üzerineydi. Gecem gündüzüm okul oldu. Bu süre zarfında bayram gününü bile, okulda sabaha kadar çalışarak, geçirmeme hiçbir şey demeyen biricik aşkum Özlem’e ayrıca teşekkür ediyorum.
İlk yıl oldukça zor geçti aslında, ikinci yıl ise bir şeylerin hareketlenmeye başladığını hissediyordum. Geçen sene ekim ayında her şey yerli yerine oturmaya başladı, “tasarım kuramları” dersinde bahçede oturup s aatlerce, ondan bundan konuşurken farkında olmadan bazı devrimsel şeyler keşfettik. Bunların etkilerinin çok uzun yıllar sonra netleşeceğine eminim ama bu sene olanlar bile inanılmaz sonuçlardı. 10 yıldır sergi yapılmayan bir bölümde salt öğrenci girişimiyle bir sergi açıldı, ayrıca 4 ders sergisi açıldı. Sergilerimiz amatör de olsa çok şey ifade ediyordu, artık bu okuldaki öğrenciler kendilerini tanımaya başlıyorlardı. Artık tasarımcının bir tanımı vardı kafalarında ( herkesin ki ayrı olsa da :P ), söyleyecekleri sözler, tartışacakları fikirleri vardı. Cahilliğimizi kabul etmemiz ile başladı her şey, cahil olduğunu bilenin ne kadar çok şey öğrenebileceğini gösterdik. Korkularımızı yendikçe, gerçek tanımlarla karşılaştıkça, kafamızdakiler netleştikçe, daha fazla paylaşmaya başladık. Çoğu kişi ders dışında çalışmalar yapmaya başladı, duvara stencil’ler yapıldı , odalar düzenlendi, koridorlara sahip çıkıldı, internette ciddi oluşumlar yaratıldı. Bu burada bitmez, daha da hızlanarak devam edecektir. Ben bayrağı yeni hocalara bırakıyorum. Yıldız’la uzun bir süre için yollarımız ayrılıyor. Evet, artık İletişim Tasarımı bölümünde ders vermem mümkün gözükmüyor. Bunun böyle olmasının sebebi çok önemli değil. Benim eğitim anlayışım aşk üzerine kurulu, ben aşık olduğu işi yapan ve böyle yaşanması gerektiğine inanan bir insanım. Bu herkesin eğitim anlayışıyla örtüşmeyebilir, bunu sorgulamamızın bir faydası yok. Şu an ki yönetim böyle istedi, ve öyle olacak.
Bundan nasıl faydalar elde edilebileceğine kafa yormuyor değilim, zaten uzun zamandır not motivasyonundan tamamen kurtulmak için yollar arıyordum. Bunları tez zamanda bulacağıma eminim. Sakın unutmayın, batmış bir serginin , “ne güzel batırdık” partisiyle başladı her şey. Demek ki ne yapıyoruz ? Bunu kutluyoruz.
5 Yorum Var »
19
07
2008
bager Tarafından Duyuru, Kişisel, SEO, İşlemsel Tasarım Kategorisine Yazıldı
Google’da bir şeyler ararken, bazen saçma sapan(!) web sayfalarına denk geliriz. Bu siteler genellikle reklamdan para kazanmaya çalışan hiçbir içeriği olmayan ama SEO’su ilginç bir şekilde kuvvetli(!) olan sitelerdir.
Geçen yaz, bazı aksilikler sonucunda yarım kalmış bir projemden bahsetmek istiyorum. Bu tarz içeriği otomatik olarak oluşturan bir sistem tasarlamaya karar verdim. Bunun için blogger‘ı kullanmak üzere bir sahte yazar açtım. Processing‘te oluşturduğum bir yazılım aşağıdaki algoritmayla içerik üretiyordu.
while (Blogger bizi ban’lemediği sürece)
{
haber başlığı = Popüler blog başlıklarını al. 2 tanesini rasgele seç. Buradaki kelimelerin sırasını karıştır.
haber içeriği = Amerika Tarihi (Gutenberg projesindeki kitaplardan biri) adlı kitaptan rasgele bir parça al. (parçanın uzunluğu ortalama: 124 / min :62 / max : 256 kelime olsun)
bağlantılar = Oluşan içerikteki bazı kelimelerden bağlantılar (link) oluştur. Bu bağlantılar başlık için kullandığımız popüler blogların yeni içeriklerine yönlendirilsin. (bağlantı sayısı ortalama : 2.6 / min : 1 / max : 5 )
haber fotoğrafı = Flicker’a son eklenen fotoğraflardan birini seç ve fotoğrafı çeken kişinin sayfasına bağlantı ver. ( her haber için bir tane)
yazar = “Charles Mary Beard” // Amerika Tarihi (’History of the United States’) kitabının yazarlarının isimlerinin birleştirilmiş hali.
Haberi blog’ta yayınla ; //http://62rabbits.blogspot.com
Bir süre dinlen ; // (ortalama 26 dakika / min: 3 dak. / max : 120 dak. )
}
Buradaki rakamlar bazı popüler blog’ların istatistiklerine göre hazırlandı. Sitenin güvenilirliğini (Google açısından) arttırmak için page rank’i iyi olan birkaç sitemizden link verdim ama bunun gelen ziyaretçi istatistiklerini karıştırmaması için sadece Google arama motor’undan ve sadece Amerika’dan gelen ziyaretçileri analiz etmek üzere bir Google Analytics kodu yerleştirdim.
Blogger 12 gün içerisinde bizi ban’ledi. Asıl sorun beklemediğim bir yerde oluştu. Blog’a haberleri e-posta aracılığıyla giriyordum ama blogger’ın bunun için günlük limiti elliymiş. Benim yazdığım algoritma ortalama 62 haber giriyordu, bir süre sonra blogger bundan şüphelendi ve sorun yaratmaya başladı.
12 gün içerisinde toplam 21 anahtar kelimeyle 34 kullanıcı gelmişti. Blog’u bu süre zarfından sonra kapatmadım . Sağdaki resimde 3-4 ay içerisinde hangi anahtar kelimelerle gelindiğini görebilirsiniz. Sistem başarılı olamamıştı. Geliştirilmesi gerekiyordu. Tespit ettiğim sorunlar şunlar oldu.
- Mail ile blog’a post sorunlu bir sistem, bunun için kendi sunucumuz içerisinde bir blog açmak gerekiyor.
- Flicker‘a yüklenen bazı fotoğraflar bir süre sonra kaldırılıyor.
- Daha popüler anahtar kelimelerin oluşturulması gerekiyor.
- Bu iş için processing kullanmak çok akıllıca değil, sadece bu postların hazırlanması ve yollanması için bir bilgisayarın sürekli açık olarak çalışması gerekiyor. Bunun alternatifi olarak sunucu tabanlı bir script sistemi cronjob desteğiyle tasarlanabilir.
- Blog’a haber girmek amacıyla kullanılan mail adresi bir şekilde(!) ortaya çıkıp başkaları tarafından kullanılabiliyor. Siteyi incelerseniz son 4-5 ayda girilen bütün haberlerin böyle olduğunu görebilirsiniz.
Uzun lafın kısası, 62′den tavşan yapabilmem için projenin oldukça değişmesi gerekiyor. Bu yaz bu projeyi tekrar canlandırmayı düşünüyorum. Bu yüzden yorumlarınız benim için önemli.
siteye buradan göz atabilirsiniz
1 yorum Var »
15
07
2008
bager Tarafından Eğitim, Grafik, Proje, Tasarım, Wiring, İşlemsel Tasarım Kategorisine Yazıldı

Cinali, “Sanal Ortam Tasarımı” adlı dersimizdeki bir çizim aracı projesi. Başlangıçta ufak bir konsolu andıran proje Habib Bolat ve Pınar Eskikan’ın aşkıyla büyüdü büyüdü , kocaman bir kiosk’a dönüştü. Şahsen fiziksel büyümenin çok gerekli olmadığını düşünsem de bir türlü durduramadım Habib’i. ;)
Retro bir çizim makinesi yaratma amacıyla çıkan proje, oldukça zorlu tasarım süreçlerinden geçti. En başa dönersek her şey Hernando Barragan‘ın amber’07 kapsamında İTÜ TBT laboratuarında yaptığı bir atölye çalışmasıyla başladı. Hernando, bize wiring kartı ile neler yapılabileceğini anlattıkça yıllardır bilgisayar ekranına kısılmış olan dijital tasarımcı ezikliğimizden! sıyrılmaya başladık. Aslında pek karmaşık olmayan şeylerden bahsedilmesine rağmen, müthiş bir buluş yapmış çocuklar gibi eğlendik. Arkada Dara Kılıçoğlu‘nun yapmakta olduğu projesini inceleyebilirsiniz. Hahib ve Pınar derse hazırlık amacıyla bizimle beraber çalışmalara katıldılar. Hernando’nun yaratmış olduğu büyü, Habib’in bünyesinde değişimlere yol açmış olmalı ki, projeye maddi ve manevi anlamda kendini adadı desem yanlış olmaz.
Konsol büyüdü kiosk oldu, yazılımın fonksiyonlarına tek tek karar verildi. Basit bir çizim programıydı bu aslında. Kullanıcı çizim yapmaya başlamak için bir jeton atacak, ve ekrana rasgele bir şekil gelecek (kare, üçgen, elips gibi primitif şekiller). Sonra çeşitli phidget‘ların yardımıyla şekli düzenleyecekler. Döndürme eylemi dimmer ile , pozisyon belirleme slider ile, büyütme-küçültme bir swtich k ombinasyonu, renk değiştirme ise RGBA sisteminde 4 farklı fotosel’le yapılabilecek şekilde tasarlandı. Yeni bir şekil eklemek için tekrar jeton atması gerekecek (merak etmeyin jetonlar aşağıdan geri geliyor). Çizim bittiğinde, çizim internette bir galeriye otomatik olarak yüklenecek.
Dersi beraber yürüttüğümüz arkadaşım İrfan Kaya‘nın katkılarıyla, donanım ve yazılım süreçleri zahmetli de olsa başarıldı. Sanırım işin en keyifli kısmı, “bu ne ya!!” diyen kullanıcı testleriydi. Bir çok eksiklik olmasına rağmen muhteşem bir deneyim yaşadık.
Cinali’nin maceraları daha ayrıntılı bir şekilde buradan okuyabilirsiniz.
1 yorum Var »
14
07
2008
bager Tarafından Eğitim, Proje, İşlemsel Tasarım Kategorisine Yazıldı

Yıldız, İletişim Tasarımı bölümünde bu sene yapmış olduğumuz, ileri bilgisayar grafiği dersinde işlemsel tasarım’dan yola çıktık. Başlangıçta Maeda‘nın öğrencilerinin ürünü olan processing ile başladık. Bazı kodlar yazıp görseller üretmeyi denedik. Neyse bunu bir ara daha ayrıntılı anlatırım. Son sergide bazı öğrencilerimin gelmiş oldukları seviye dersten beklentimin üzerinde sonuçlar almamızı sağladı. Bahsettiğim proje, dans ve iletişim tasarımı öğrencileri ortak projesi olan bir interaktif performans. Bu performans Cansu Taştan’ın küratörlüğündeki ebru temalı “suyadoku” sergisinde yapıldı.
Bir gün dans bölümünden, eski dostum Öğr. Gör. Ayrin Ersöz ile baş başa verdik, sonra da bazı öğrencilerimizin beraber bu projeyi yapabilmesi için onları bir araya getirdik. Çok iş yapmış gibi gözüküyor olabiliriz bu yüzden belirtme ihtiyacı duyuyorum, yaptığımız tek şey “Sen, sen bir araya gelin ve dersin içeriğine uygun bir şeyler tasarlayın” demekten çok da ileri gitmedi. Projenin dokümantasyonunu yapan akıllı öğrencim Cansın sayesinde nasıl aşamalardan geçtiklerini takip etme şansım oldu.
Performans salonuna geldiğimizde hazırladıkları şeyden hiçbir haberim yoktu. Sadece arada yaptığımız bir kaç konuşma ve yüzlerinde gördüğüm heyecan vardı. Heyecanın seviyesinden hiçbir şey sormama gerek olmadığını hissediyordum. Başta belirlenmiş olan tek kuralımız vardı; sistem ekip tarafıdan belirlenecek olan bir formül üzerinden ilerleyecekti. Gerisi onlara kalmıştı.
Ekip : Yasemin Yıldırım, İpek Akmehmet, Cansın Bozoğlu, AbdullahTaha Müslümanoğlu , Fatma Yazıcı, Reyhan Oksay, Canan Yücel
Performansın video’sunu izlemenizi tavsiye ediyorum.
6 Yorum Var »
07
07
2008
bager Tarafından Duyuru Kategorisine Yazıldı, tags: merhaba
Geç olduğunun farkındayım, ama başladım. Kafamın içindekilerin toparlanma ihtimali olmadığına kanaat getirdiğim için daha fazla beklememeye karar verdim. Yazı yazmayı pek sevmem, bu yüzden bu blog’u daha çok duyuru amacıyla kullanmayı planlıyorum ama umudum aksi yönde.
Yorum yok »
|